Haçlılar karşısında Ehl-i Sünnet, Şia ile ilgili nasıl bir tutum takındı?
Yazının PDF'si: https://abdulkadirturan.com/tema/blog/uploads/reklamlar/Tarih_Ne_Der.pdf
Siyasi olaylarla mezhepler arasındaki ilişkisi pek de karışık değildir. Ehl-i Sünnet’in dış istila karşısındaki tutumu, tartışamaya mahal bırakmayacak kadar nettir.
Kudüs, 1099’da İsmailî Şiî Fâtımîlerin Batı ile cihad söylemiyle Mısır’ı ele geçirmesi ama ardından İslam aleminin mukaddes şehirlerinin bulunduğu merkezinin batı tarafının tahrip etmesinden dolayı Haçlılarca istila edildi.
Fâtımîler, benim iki kitapta ayrıntılı olarak anlattığım üzere hem Şam’ı tahrip ederek istilaya zemin hazırladılar hem de Haçlılar, Antakya’yı bir yıl boyunca kuşattıklarında harekete geçmediler. Onların Antakya çevresindeki uzantıları da Haçlılara karşı cihada katılmadılar. Emiri Ehl-i Sünnet ama halkı o dönemde Caferi Halep şehri dahi Antakya ile yardımlaşmadı. Aksine Fâtımîlerin Antakya’ya elçi gönderip “Haçlılara hoş geldiniz?” dedikleri de rivayetler arasındadır.
Bugünkü Katar, BAE ve Bahreyn kadar zengin Trablus şehrinin Caferi Şia’sına mensup ve Fâtımîlere tabi emiri İbn Ammâr da Haçlılara yardım etti, onlara bugünkü Körfez ülkeleri misali kadar olmasa da yol desteği sağladı.
Kudüs, Fâtımîlerin elindeyken kayda değer bir direniş gösterilmeden Haçlılara teslim edildi ve şehirde korkunç bir katliam gerçekleştirildi.
Mısır Fâtımî yönetimi, şehrin istilasından sonra harekete geçtiyse de Remle civarında yaşanan savaşlarda yenildiği gibi, Haçlılara silah, para ve toprak kazandırdı.
Ehl-i Sünnet Müslümanlar, belki Haçlılara karşı olduğundan kat kat Fâtımîlere karşı öfkeliydiler. Çünkü o kirli rejim, kurulduğu günden beri, Müslümanları katlediyor, onlara işkence ediyor ve felaketler yaşatıyordu. Buna rağmen Şam’ın Ehl-i Sünnet Türk emiri Atabeg Tuğtegin, Haçlılara karşı Fâtımîlerin yanında cihada çıktı. Fâtımîlerin batıdan, onun doğudan Haçlıların üzerine varmasıyla 1099’daki istila sınırlı kaldı.
Ardından Fâtımîler, cihaddan tamamen çekildiler ve Haçlılar, Trablus’un üzerine vardılar. Trablus, ihanet etmişti ama buna rağmen Tuğtegin, Allah rahmet eylesin, İbn Ammâr’la yardımlaştı. Nihayetinde İbn Ammâr, şehri savunamayınca Tuğtegin’in yanına geldi, ikili birlikte Abbâsî Halifesi ve Büyük Selçuklu Hükümdarı Muhammed Tapar’a başvurdular. Bundan sonraki süreçte Muhammed Tapar’ın, Allah rahmet eylesin, Haçlılara karşı cihad ilan etmesiyle istila durdu ve aşamalı olarak zafer sürecine geçildi.
Fâtımîler, Doğu Akdeniz’deki Trablus, Beyrut, Sur, Sayda gibi şehirlerini bir bir kaybetmelerine rağmen hiçbir zaman Haçlılara karşı cihada devam etmediler. Aksine Nûreddin Mahmud Zengî Hazretlerinin Mısır’ın iç siyasetiyle ilişkili olarak oraya gönderdiği Esedüddin Şirkûh Hazretlerine ihanet ettiler. Şirkûh, yılmayıp ikinci Mısır seferine çıktığında Fâtımî ordusu, önce Babeyn’de Haçlılarla birlikte onun ve yeğeni Selâhaddin’in yolunu kesti, onların canına kastetti, yenildi ama ihanete devam edip Şîrkûh’un Selâhaddin’le birlikte ele geçirdiği Ehl-i Sünnet şehri İskenderiye’de onu Haçlılarla birlikte kuşattı ve anlaşmayla da olsa şehri ondan aldı.
İhanet öylesine büyüktü ki bu seferin ardından Fâtımî Sultanı Şîrkûh’a karşı Kahire’de bir Haçlı garnizonu kurdu. Çarşıya çıkan Haçlılar, Müslümanların hanımlarına sataşmaya başladılar. Bu hâl karşısında bu kez Müslüman kadınların da sıkıştırmasıyla Fâtımî imamı Nûreddin’e başvurduğunda Nûreddin, Fâtımîlerin daha önceki ihanetlerine, rezaletlerine aldırış etmeden Şirkûh ve yeğeni Selâhddin Hazretlerini Mısır’a gönderdi. Haçlılar korkup kaçınca Mısır, Şîrkûh tarafından ele geçirildi, onun vefatının ardından Selâhaddin Hazretleri, Nûreddin’in teşviki ve babası Necmeddin Eyyûb’ün bizzat desteğiyle Fâtımî imamını devirdi. Mısır’ın gücünü Şam’la birlikte Kudüs’ün fethi için seferber etti ve nihayetinde Kudüs’ü fethetti.
Tarih, aynen böyle yazar.
Konuyu ayrıntılı olarak şu eserlerde ele aldım:
Ve Kudüs Düştü
Kudüs'ün İstilasından Urfa'nın Fethine
Selâhaddin
Kudüs'ün Fethinin Mimarı Nûreddin Mahmud Zengi
Nûreddin Mahmud Zengî Devlet ve Toplum

BİR CEVAP YAZ